logo

 

AK PARTİ İL BAŞKANI NECİP FİLİZ’DEN ELEŞTİRİLERE YANIT

AK Parti Denizli İl Başkanı Necip Filiz; “Sosyal Medya Düzenlemeleri” hakkındaki eleştirilere yaptığı yazılı açıklama ile cevap verdi.

“Sosyal medya yasağı gelecek, sosyal medya kapanacak” şeklinde yürütülen algı operasyonuna da değinen Başkan Filiz; Buna yasaklar olarak değil düzenlemeler ve müeyyideler olarak bakmak gerekir. Kasti yapılan bu algı operasyonlarına taviz verilmemeli” dedi.

Sosyal Medya aktörleri’nin denetlenemeyen politikaları nedeniyle ortaya çıkan sorunların, artık dünyanın ortak sorunu haline dönüştüğüne dikkat çeken Başkan Filiz; “ Kişisel bilgilerin çalınması, paylaşılan yalan haberler, gerçekliği olmayan verilerle organize karalama faaliyetleri, ırkçılık ve nefretin körüklenmesi, gençleri ölüme sürükleyen siber zorbalıklar ya da yaşlıları hedef alan dolandırıcılıklar, Terör, iftira, küfür, kadın ve çocuk istismarı, suç ve suçluyu övme, şiddeti özendirme, kamu düzenini bozma ve nefret suçları sosyal medyada işlendiğinde yaptırımsız kalmamalı. Yasalarda suç sayılan her fiil sosyal medya paylaşımları için geçerli olmalı” dedi.

Yaptığı yazılı açıklamada Sosyal Medya Düzenlemelerine Dünya’dan örnekler veren başkan Filiz devamla şu ifadelere yer verdi:

“ Avusturalya’da İlk düzenleme, 2014 yılında televizyon sunucusu Charlotte Dawson’ın Twitter üzerinden maruz kaldığı siber zorbalığın ardından yaşamına son vermesinin ardından yapılmıştır. Avustralya, 2015 ve 2019 yıllarında sosyal medya şirketlerinin içeriklerle ilgili sorumluluklarını tanımlayan ve cezai yaptırımlar öngören yasal düzenlemeler yapmıştır.

Almanya’da NetzDG adıyla bilinen yasal düzenleme 2018 yılının başında yürürlüğe girmiştir. Bu yasa, ülke genelinde iki milyondan fazla kayıtlı kullanıcıya sahip teknoloji şirketleriyle ilgili düzenlemeler içermektedir. Düzenlemelere uymayanlara ise cezai yaptırım öngörülüyor. Bireyler için azami para cezası 5 milyon, şirketler için ise 50 milyon euro olarak belirlenmiştir.

İngiltere’de sosyal medya platformlarındaki içerikler üzerindeki denetimin artırılması konusu Şubat ayında 14 yaşındaki genç bir kızın Instagram’da şiddet içeren görüntülere baktıktan sonra yaşamına son vermesinin ardından gündeme gelmiştir.

Fransa Parlamentosu, Mayıs 2020’de internette nefret söylemini engellemeye yönelik bir yasal düzenlemeyi kabul etmiştir. Yapılan yeni düzenlemeler kapsamında, 24 saat içerisinde ırk, din, cinsel yönelim ve cinsiyet temelli nefret söyleminin yanı sıra cinsel taciz kapsamına giren içeriklerin kaldırılması isteniyor. Terör ve çocuk istismarı alanlarındaki içeriklerin kaldırılması için öngörülen süre ise bir saat olarak tanımlanıyor. Bu içerikleri kaldırmayan sosyal medya şirketlerine 1,25 milyon euroya kadar para cezası kesilebilecek.

Bu örnekler bir çok gelişmiş Dünya devletlerin de bu şekilde devam edip gidiyor.

Avrupa ülkelerinde sosyal medya üzerinden terör propagandası, küfür, hakaret ve kişilik haklarına saldırıya verilen cezalara ve yaptırımlara “ Helal olsun. Avrupa vatandaşını koruyor” diyenler Türkiye’de benzeri yapılmalı denildiğinde ne yazık ki “Sansür var!” diye ahkam kesiyorlar.

SOSYAL MEDYADA DÜZENLEME ŞART
“Sosyal medyama dokunma” diyenler. Daha bugün Sakarya Hendek ilçemizde bir havai Fişek Fabrikasında meydana gelen patlamada alnının teriyle ekmeğini kazanırken vefat edenlere istinaden sosyal medyada paylaşılanlara ne diyecekler. Twittin birinde diyor ki “ Hani şu yüzde 65 AKP’nin aldığı il değil mi? Valla geçiniz ne gereksiz bir gündem bu!” Bir başka Twitte’de “ Ne var bunda işçiler kutlama yapıyor olamaz mı?” ve daha niceleri…Vatanımız da bir patlama olmuş. Vatandaşlarımız vefat etmiş, yanmış, yaralanmış, anneler evlatsız, çocuklar babasız kalmış. Belki vefat edenler AK Partili bile değil ama kullanılan dil, uslup, seviyesizlik işte bu. İnsanlıktan nasibini almayan bu yaratıklar için sosyal medya da düzenleme şart.

YAPILACAK DÜZENLEMEYİ TEK ADAMLIKLA EŞ TUTAN ZİHNİYET
İkide bir “Tek adam” – “Diktatör” diyerek Cumhurbaşkanımıza aynı üslupla saldıranlar, bu sefer de “Sosyal Medya Düzenlemeleri” ile ilgili çalışmaları bahane ederek, Halkın adamı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a “Tek adam rejiminin sonunun geldiği aşikardır” diyerek kendi kendilerine avutmaktadırlar.

Vatandaşın duası ve desteği ile kesintisiz iktidara gelen parti AK Partimiz’dir, lideri de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Milletin olduğu yerde tek adam olmaz. Sadece Türkiye’de değil dünya’nın bir çok yerinde farklı farklı insanların sevgisini ve saygısını kazanmış birisi “Diktatör” olamaz. Sizin bu hezeyanlarınız bu gerçeği değiştirmez.

Cumhuriyet Halk Partisi geleneğinde halkın seçtiklerine karşı büyük bir tahammülsüzlük, büyük bir düşmanlık hissi var. Bunu görüyoruz. Rahmetli Adnan Menderes’e ‘Diktatör’ dediler, Halkın adamı rahmetli Özal’a da aynı şekilde saldırdılar, onu da itibarsızlaştırmak için aynı şeyleri yaptılar. Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti halkının tarih boyunca ilk defa doğrudan doğruya seçtiği Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan beyefendiye aynı şekilde saldırmaktadırlar.

Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yasakları kaldıran, demokratikleşmeyi sağlayan ve büyük reformların altına imza atan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına bu sözleri sarfedenler şunu iyi anlamlılar ki Türkiye’de herhangi bir diktatörün bulunmadığının en büyük ispatı gerek CHP içinden gerekse dışından birileri’nin çıkıp bu terbiyesizliği, edepsizliği sık sık yapmaya cüret etmesi ve yapmasıdır. Gerçek diktatörlerin olduğu yerlerde bırakın bu sözleri sarf etmeyi, böyle bir cümleyi hiç kimsenin olduğu yerde aklının ucundan dahi geçiremezlerdi.

ÖNCE KENDİ CEMAZİYELEVVELİNE BAKSINLAR
“Tek Adam” “Diktatör” diyebilecek kadar kendini kaybetmişliğin nirvanasını yaşayanlar; CHP’liler önce kendi cemaziyelevveline baksın. Ortada bir diktatör aranacaksa, bunun için yıllardır çıktığı seçimlerde devamlı kaybeden ama buna rağmen oturduğu koltuğu bir türlü bırakmayan, partilerinin genel başkanına bakmaları yeterli olacaktır.

Kendi partililerinin bile “Çıkmışsın yenmiş , çıkmışın yenmiş. Yenmişte yenmiş…. diye dillere tekerleme yaptıkları cümlelerle kendi diktatörlerini eleştirdikleri görüntüler hafızalarımızda hala tazeliğini korumakta.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a; Kendine eleştirilere tahammülsüzlüğünden dolayı sosyal medya platformlarını hedef aldığını söyleyenler eleştiri yapmakla, hakaret etmenin, küfür etmenin aynı şey olmadığını bilemeyecek kadar cahil midir?

Sormak isterim? Yarın kendisine, ailesine, çocuklarına da aynı uslupla saldırılınca eleştiri özgürlüğü diyerek bunlara tahammül gösterebilecek midir? Öncelikle bunu iyi anlamak gerek. Birini sevmek zorunda değilsin. Eleştirebilirsin, sevmeyebilirsin ama küfür edemezsin, iftira atamazsın, ailesine hatta çocuğuna kadar nefretini kusup belden aşağı hakaret edemezsin! Öyleyse niye bu düzenlemeden korkuyorsunuz ki?

Yıllarca Cumhurbaşkanımıza ve çevresine karşı benzer ayıplı dili bu ülkenin siyasetinde kullananlardan bunu anlamalarını beklemek iyimserlik olurdu zaten. Herkez şunu iyi anlamalı ki vatanımızda bu ayıplı dilin yeri yoktur. Herkes aziz milletimize yakışan üslupla konuşmalıdır. Bu büyük bir edepsizliktir, büyük bir ahlaksızlıktır, büyük bir terbiyesizliktir, büyük bir seviyesizliktir.

Sosyal medyada özellikle son günlerde kadınlara hatta çocuklara yönelik yapılan linçler, hakaretler fütursuzca paylaşımlar kabul edilemez. Bizler bugün nasıl Esra Albayrak hanıma yapılan terbiyesizliğe tepki veriyorsak aynı duyguları Başak Demirtaş’a yapıldığında da hissettik. Bu seviyesizliği yapanın görüşü ne olursa olsun karşısında durduk.

Peki siz şimdi bu Küfürbazları, terbiyesizleri , ahlaksızları korumak, kurtarmak mı istiyorsunuz? Bu bir akıl ve ruh sağlığı sorunu olan insanların yapabileceği bir iştir. İlla bir şeyi kurtarmak istiyorsanız gidin yıllardır yerinde sayan partinizi kurtarın.

Sosyal medya mecralarına kısıtlama getirmek yerine toplumu eğitin diye bize akıl verenlere sormak isterim? Her fırsatta sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanımıza ve ailesine saldıran arkadaşlarınızı, partililerinizi siz bunca zamandır neden eğitemediniz, onlara örnek olamadınız?

HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞU
İnternette sahte profil veya hesap oluşturmanın cezai bir yaptırımı bulunmuyor. Öncelikle sahte hesaplara karşı çok ciddi ve önleyici tedbirlerin alınması gerekmektedir. Yurt içi ve yurt dışı sosyal ağ sağlayıcılarına Türkiye’de temsilcilik açma zorunluluğunun getirilmesi ve vergiye tabi olmasının yanı sıra kullanıcı verilerinin depolandığı sunucuların Türkiye’de tutulmasının zorunlu hale getirilmesi ve bu platformların talep edilmesi halinde kullanıcı bilgilerini vermesi şarttır. Bu düzenlemeler gereklidir.

O yüzden hiç konuyu farklı yerlere çekmeye çalışıp yok yasak geliyor! Nerde kaldı özgürlükler! Nidaları atıp tutmak yerine bu seviyesizliğe dur demek adına sizde taşın altına elinizi sokun. Bu insanlar bizim vatandaşımız, bu kadınlar, bu çocuklar hepimizin eşi, anası bacısı. Gelin hep birlikte Sosyal medyayı terör örgütlerinin amaçlarına hizmet edecek, nefret, tehdit, taciz, hedef gösterme gibi suçların işleneceği yerler olmaktan çıkaralım.”

Share
126 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?