logo

AK Parti MYK sonrası Ömer Çelik’ten açıklamalar

 

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Başkan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. AK Parti MYK sonrası Ömer Çelik kritik açıklamalarda bulundu. CHP’ye yüklenen Çelik, “Sultanahmet Camisi’ni müze yapalım” gibi bir yaklaşım, şimdiye kadar gördüğümüz en İslamofobik yaklaşımdır.” dedi. Ömer Çelik açıklamasında “Yunan Savunma Bakanı ya da diğerleri, Türkiye gibi büyük bir devletle nasıl konuşulacağını öğrenmelidir” şeklinde konuştu.

 

Koronavirüsle ilgili de son durumu değerlendiren Çelik, ”En büyük düşmanımız rehavettir. Normalleşmenin daha da devam etmesi için maske mesafe temizlik üçgenine ne kadar dikkat ederse elimiz o kadar güçlü olur. Bir takım rakamların artışı üzüntü verici bir durumdur.” dedi. “Yeni bir kısıtlama olacak mı?” sorusuna yanıt veren Sözcü Çelik, ‘Şu anda açıklanan yeni bir önlem yok’ açıklamasını yaptı.

Saldırı alanları yok edildi. Terör hedefleri başarı ile vuruldu. İnsanlığa düşman terör örgütleri ile mücadelemiz devam edecektir. Türkiye pek çok konuda olduğu gibi terörle mücadelede de dünyaya örnektir. Pençe Kartal Harekatı ile elde edilen kazanımların devamı gelecektir. Sivillere zarar verilmeden bu operasyonlar sürecektir. Türkiye’nin, vatandaşımızın güvenliğini sağlayan askerlerimiz görevlerini göz kamaştırıcı bir başarı ile sürdürüyorlar.

KORONAVİRÜS AÇIKLAMASI

Normalleşmenin daha da normalleşmesi için maske, mesafe ve hijyene dikkat etmemiz gerekir. Rakamları yeniden izliyoruz. Rakamların artışta olduğunu görüyoruz. Rehavet düşmanımızdır. Rehavet ile normalleşmenin yan yana yürümesi mümkün değildir.

“BUNDAN SONRAKİ TEHDİTLERE KARŞI HAZIRLIKLARIMIZ İÇİN KAFA YORUYORUZ”

Bugün artık çevre olarak göstereceğimiz artık vatanseverliktir. Doğayı rakip gibi gören anlayış, insan soyunu tehdit eder bir noktadadır. Doğa bizim kader arkadaşımızdır. Tabiat tabiatımızdır. İlaçlara odaklı bir koruma mekanizması bunların önüne geçemez. İnsan hayatının korunması için Türkiye, hastane altyapısı ile güçlü bir örnek teşkil ettiği gibi, bu konuları da tartışıyoruz. Bundan sonraki tehditlere karşı hazırlıklarımız için kafa yoruyoruz. Gıda ve genetik güvenlik konusunda çalışmaya devam edeceğiz. Bunlar bundan sonra çok önemli. Sıfır vakadır hedef.

IRKÇILIK VE İSLAMA KARŞI SALDIRILARA SERT TEPKİ

Pandemi sonrası dünyanın sarsıntı geçirdiğini görüyoruz. İlk oluşan siyasi süreç ABD’de başlayan küresel süreçtir. Irkçılığa ne kadar karşıysa, yağmacılığa da o kadar karşıyız. İslam düşmanlığı, ırkçılık gibi konuların tartışılması gerekiyor. Dünyanın her tarafında köle tacirlerinin heykelleri yıkılırken, Fransa’dan ‘Biz bunları da koruyacağız’ gibi bir açıklama geldi. Irkçılık gibi konuların virüsler, bakteriler, insan hayatına tehditlerle birlikte ele alınması gerekir.

CHP’Lİ KABOĞLU’NUN SKANDAL SULTANAHMET AÇIKLAMASINA SERT TEPKİ

Ayasofya ile ilgili hassasiyet tartışılırken, Sultanahmet de müze olsun diye bir anlayış ortaya çıktı. Acaba partilerinden bir açıklama gelir mi, düzeltirler mi diye bekledik. Bu konularda CHP sabıkalı bir parti. Tam diyorsunuz ki, biraz daha demokratik dil ortaya çıktı. İçlerinden bir Bekçi Murtaza çıkıyor. CHP’nin Ayasofya dili Türkiye içindeki ayrımcı dildir. Bugüne kadar ki en İslamofobik açıklamadır.

Bir yerde ibadet edilmesini evrensel mirasın odak noktasından çıkması olarak yorumlamak çarpık bir anlayıştır. Demokrasimizi sakatlamak isteyenlere, fikir ve inanç özgürlüğünü baskılamak isteyenlere izin vermeyeceğiz. Keşke bu arkadaşlarının faşist bir alana kaydıklarını görseler.

Geçmişte alınan kararların ebediyen dondurulması diye bir şey olabilir mi? Türkiye’nin kurucu lideriyle kavga olarak yorumlamak kışkırtıcı ve ahlak dışı bir yaklaşımdır. Bu kadarı ayıptır. Milletin talebinin bu noktalara getirilmesi artık ayıptır. Her şeyi Cumhuriyet ile hesaplaşma noktasına getiren zihniyet bu memlekete çok kötülük etmiştir. Kimsenin rejimle bir derdi yok. Tartışılan şey çeşitli hukuki ve siyasi kararlar. Milletin talebini yerine getirmek bizim görevimizdir.

Libya meselesi bizim sürekli gündemimizdedir. Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımız ve Libya’daki kardeşlerimiz için yakın takibimizdedir. Biz Libya halkının tamamının yanında olduğumuz için meşru hükümetinin yanındayız. Başka bir amacımız yok. Sömürge geçmişi ile yüzleşemeyenler Türkiye’yi böyle suçlamaya çalışıyorlar.

LİBYA MESELESİ

CHP Sözcüsü, Hafter’i seküler görüyor, Sarrac’ı cihadist olarak tanımlıyor. Dünyada bunu böyle gören tek kişi sanırım CHP Sözcüsü’dür. Fransa’nın argümanını buraya uyarlayıp açıklıyorlar. Gelinen noktada Türkiye-Libya işbirliğinin gücü görülmüştür. Libya’nın tamamını temsil eden, BM tarafından tanınan UMH böyle ilerlemektedir. Libyalıların önceliğindeki siyasi sürece tam destek vereceğiz. Libya halkı kendi iradesini ortaya koyacaktır.

Akdeniz devletiyiz. Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızdan vazgeçemeyiz. Türkiye’nin iyiliği için bu yaptıklarımızı yapmak zorundayız. Bu defalarca söylendi, maalesef dışarıda çıkan argümanların tercümesi olarak karşımıza çıkıyorlar.

“KIBRIS TÜRKLERİ’NİN HAKLARINI KORUYACAĞIZ”

Güney Kıbrıs’ın attığı yeni bir adım var. Bir kez daha uyarıyoruz. Bu adımları atıp, çözümden falan bahsetmeyin. Miçotakis problemlerii çözmek için Almanya’ya gidiyor, oraya , buraya gidiyor. Çipras ona dedi ki, “Türkiye ile problemini çözmek için oralara gitme, Erdoğan’a git.” Çipras problemlerin öyle çözülemeyeceğini, Türkiye ile diyalogla çözülebileceğini gördü. Oradaki statükoyu Kıbrıs Rumları üzerinden değiştirmeye çalışıyorsun, bunun adı gasptır. Orada sadece Rumlar yok, Kıbrıs Türkleri de var. Bu şekilde birilerini arkalarına alarak attıkları adımlar kendilerinin aleyhine döner. Bir kere daha uyarıyoruz. İngiliz üs bölgelerinin sınırlarında Kıbrıs Türkleri’nin haklarını koruyacağız. Kimse bunu gasp etmeyi aklından geçirmesin.


SORU VE CEVAP KISMI

“SARRAC HÜKÜMETİ TÜRKİYE’DEN NE TALEP EDERSE..”

Vereceğimiz desteğin güçlü bir destek olacağını ifade etmek isterim. Daha önce o havaalanına Hafter güçlerinin saldırısı oldu. Burası kurtarıldığı gibi diğer alanlarda pozitif ilerleme sağlandı. Havaalanının işletilmesinden diğer alanlara kadar meşru Sarrac hükümeti Türkiye’den ne talep ederse Libyalı kardeşlerimizin yanındadır.

“BURADA BÜYÜK BİR MANİPÜLASYON SÖZ KONUSU”

Bu tip yürüyüşlerin niye yapıldığı biliniyor. Barış, demokrasinin bu kadar istismar edildiği başka bir siyasi mekanizma görülmemiştir. Türkiye bu konudaki yasakları kaldırırken dil, kimlikle ilgili Kürt meselesiyle ilgili yasaklar kaldırılıp, mesafeler aşılırken bunlar kenardan seyrediyorlardı. Burada büyük bir manipülasyon söz konusudur. Kürt kimlikli vatandaşlarımız demokratikleşme, hukuk perspektifi içerisinde karşılanmıştır.

CHP’YE TEPKİ! “BİZİ TEHDİT EDEN KİM VARSA HDP ONLARLA İŞBİRLİĞİ YAPIYOR”

PKK içinde Kürt gençlerini lejyoner yapmak isteyenler barış ve demokrasi kelimesini istismar ediyorlar. Biz Meclis’te konuşurken köy adlarının zorla değiştirilmesine karşı çıkarken bir CHP Grup Başkanvekili dedi ki, ‘Bulgaristan’da da köy adları değiştiriliyor, egemen devletler değiştirir’ dedi. Bizi tehdit eden kim varsa HDP onlarla işbirliği yapıyor. Askeri ve yargı vesayetini kışkırtanlar kimse onlarla işbirliği yapıyorlar. Türkiye bu hak ve özgürlükleri vermek için bedel ödemiştir. Cumhurbaşkanımız hak ve hürriyet düzeninin arkasında durmuştur.

Bütün bunları bilmelerine rağmen o gün bunu engellemeye çalışanlarla bugün niye işbirliği yapıyorlar, mesele hak, hürriyet, kimlik, din ve bunlar çerçevesinde haysiyet meselesi değildir. Böyle olsaydı bizi takdir ederlerdi. Mesele PKK’nın ne dediği meselesidir onlar açısından.

 Kürt gençleri için o dağdaki zulüm mekanizmasını hedef ve ideal olarak göstermekten başka ortaya koydukları bir perspektifleri var mı? Meşru siyasi iktidarın meşru aldığı kararlara darbe diyeceksin, barış, demokrasi gibi kavramları PKK terör örgütünün hizmetine vereceksin. Ortaya çıkan yürüyüş tablosunda kullanmaya çalıştıkları barış, hukuk, demokrasi ifadeleri yanlıştır. En büyük düşmanlığı Kürt vatandaşlarımıza yaptıkları ortadadır. Yapılan şey gerçekten demokrasiye katkı sunmak olsaydı ne o gün ne de bugün yaptıklarını yapardı.

Türkiye’de geçmişteki baskıları, zulümleri düşünün. Bütün bunlar Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan demokratikleşme perspektifiyle gerçekleşti. Bu baskı, zulüm, haksızlıklar devam etsin, insanlar ana diliyle konuşmasın diye kim baskı yapmışsa bugün yürüyüşte onlarla beraberdirler. Suriye’deki Kürtlerden bahsederler, oradaki Kürtlerden haberi yok iken Cumhurbaşkanımız, Esad’a ‘Bunların hakkını ver’ diyordu. Mesele ne? PYD/YPG terör örgütüdür. Temsil ettiğini iddia ettiklere karşı bu kadar hakaret olamaz!

“YUNAN SAVUNMA BAKANLARI MAKUL BİR DİLLE KONUŞMAYI ÖĞRENMELİDİR”

Türkiye büyük devlettir, Balkan coğrafyasında büyük tecrübesi vardır. Yunanistan’ın en zor zamanlarda Yunanistan’ın yanında yer almıştır. Yunanistan savunma bakanı yapmak için aklı başında adam bulamıyor, böyle bir sıkıntıları var. Çipras zamanında oraya resmi ziyaret gerçekleştirmişti sayın Cumhurbaşkanımız, savunma bakanını sakladılar arıza olarak. Savunma Bakanları hep travmatik oluyor. Türkiye Ege’deki, Doğu Akdeniz’deki barışın teminatıdır. Biz bunların sürekli sabote etmelerini çocukcu hastalıklar olarak görüyoruz. TSK’nın büyüklüğüne bakın bir de onlara bakın. TSK’da bunlar herhangi bir şekilde konu bile yapılmaz. Sen getirip adaları ana kara parçasının devamı gibi sayıp, kıta sahanlığı alanı oluşturmaya çalışırsın benim topraklarıma gireceksin? Yunanistan’a bir kez daha ifade ediyoruz, sizin için iyi olan Türkiye ile uzlaştığınız hususlardır. Arkanıza Avrupa Birliği’ni alarak herhangi bir şey yaptırmanız mümkün değildir. Siz ekonomik kriz içindeyken herhangi bir istismarda bulunmadık. Avrupalı bakanların Yunanistan’ı nasıl aşağıladıklarını gördük. Bu büyük sözleri arkasına mekanizma kurmadan, hukuk koymadan konuşmaları söz konusu. Yunan savunma bakanları makul bir dille konuşmayı öğrenmelidir. Biz cevap versek büyük tansiyonlara yol açar.

“BÜYÜKLERİMİZİ KORUMAYA DEVAM ETMEMİZ LAZIM”

 Sayın Başkanımız kapsamlı değerlendirme yaptılar. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konunun yakından takip edilmesi gerektiğini, normalleşme sürecinin sıkı tutulmasını, maske, mesafe, temizlik meselesinde teşkilatlarımızın gayret göstermesi gerektiğini söylemiştir. Yeni kısıtlayıcı önlemin ortaya çıkıp çıkmaması normalleşmenin nasıl devam edeceğine bağlıdır. İnşallah bir gün burada sizi maskesiz biçimde ağırlarız. Maskeden vazgeçildiğinde, İstanbul’da, Ankara’da görüyoruz, geçen sosyal medyaya gördük, Diyarbakırlı kadınlar piknikte aralarına mesafe koymuşlardı. Büyüklerimizi korumaya devam etmemiz lazım.

“ARAP BİRLİĞİ PKK’YI KINAMALIDIR”

Arap Birliği bizi şaşırtan açıklamayı yapmaya devam ediyor. Arap toprağına Türk güvenlik güçleri saldırı yaptı deniyor. Durduk yere bunlar yapılmıyor. Burada terör örgütü çıkarıldıktan sonra kimse operasyon yapmaz. Uluslararası hukuk bize bu hakkı veriyor. Oradaki devlet yapısı bu terör örgütünü oradan çıkaramıyor. Arap Birliği terörizmi kınayacağını meşru gücü kınıyor. Gidip herhangi bir yere, kimsenin toprak bütünlüğüne yönelik tavrımız yoktur. Her zaman söylüyoruz, Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız. Oradaki etnik ve mezhebi farklılıkları kaynaştıracak hükümetler kurulmalıdır diyoruz. Arap Birliği PKK’yı kınamalıdır.

Share
170 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+10 = ?