logo

“Cari açığı fırsat olarak görüyoruz”

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Türkiye’nin finans piyasasındaki bu hareketlerden zarar gördüğü kesindir ama ekonomik anlamda bir zamanlar olduğu gibi, yerle bir olmasını, etkilenmesini, yataklara düşmesini kimse beklemesin.Türkiye ekonomisi derinlik ve hacim itibariyle yeterince güçlü.” dedi.

Bakan Zeybekci, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Son dönemde piyasalarda yaşanan gelişmeleri değerlendiren Zeybekci, ekonomi ve finans piyasalarının ikiye ayrılması gerektiğini, finans piyasalarının istihdam, ihracat gibi dengelere itibar etmeyen, spekülasyonlara dayalı fırsatların değerlendirildiği bir alan olduğunu ifade etti. Bakan Zeybekci, ekonominin ve özel sektörün spekülatif hareketlerden en az şekilde etkilenmesi amacıyla ne gibi tedbirler alınabileceği, ülkenin riskleri, mükellefiyetleri, borçları ve varlıkları gibi konulara bakıldığını belirterek, “Görüyoruz ki Türkiye’nin genel ekonomik dengeler anlamında herhangi bir problemi yok.” diye konuştu. Seçim kararının pozitif algılandığını, piyasalarda rahatlama yaşandığını ve speküle edilebilir risk alanının dağıldığını bildiren Zeybekci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ondan sonra hareketlenmeler başka boyuta geçti. Bu bir şeklide para piyasalarında birileri için fırsat anlamında bir süreç yarattı. Diğer taraftan ekonominin diğer dengelerine bakmak lazım. Türkiye, G20 üyesi ülkelerde büyümede bir numara oldu, ihracat 19 aydan beri mütemadiyen artarak çift haneli gidiyor. Geçen yıl nisan sonu itibariyle 144 milyar dolar olan ihracat bugün 161,5 milyar dolar civarında. Türkiye, 1 yıl içinde 1 milyon 350 bin vatandaşını iş sahibi yaptı, işsizlik rakamlarını aşağı çekti. Turizmde yüzde 40 civarında bir artış var, 30 milyar dolar üzerinde gelir sağlanacak bir alan. Türkiye’de özel sektörün aldığı yatırım teşvik belgesinin parasal tutarı, geçen yıl yüzde 82 arttı. Sayın Cumhurbaşkanımızın elinden 135 milyar liralık yatırım teşviklerini verdik. Bu yatırımların hemen hemen tamamı ya yabancı ya da yabancı ortaklı… Buna rağmen Türkiye bu haldeyken, ülkenin kurlarla ilgili yumuşak karnının olmasını kabul edilebilir bulmuyorum. Yüksek kur ne demek, rahatsız ediyor. Kurlardaki artış dünyadaki emtia enerji fiyatlarıyla çarpan etkisiyle bizim tüm değerlerimizi, enflasyonu etkiliyor. Enflasyonla mücadelede istediğimiz noktaya gelemedik bir türlü. Neden, en büyük etmenlerden birisi kur. Kurlardan kaynaklı maliyet atışının fiyatlara yansıması şeklinde görüyoruz bunları.”

Türkiye’nin 3,4 trilyon liralık milli geliri olan bir ülke olduğuna işaret eden Bakan Zeybekci, “Türkiye’nin finans piyasasındaki bu hareketlerden zarar gördüğü kesindir ama ekonomik anlamda bir zamanlar olduğu gibi, yerle bir olmasını, etkilenmesini, yataklara düşmesini kimse beklemesin. Türkiye ekonomisi derinlik ve hacim itibariyle yeterince güçlü.” ifadesini kullandı.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Altın ve gözetim kenara konulduğunda benim 5,3 olarak görülen cari açığım aslında yüzde 4,2. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı manifestoda cari açıkla mücadelede çok önemli adımlar attık.” dedi.

Makroekonomik büyüklükler ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişin bunlara etkisinin sorulması üzerine Bakan Zeybekci, Türkiye’nin ekonomik verilerine dikkati çekti.

Zeybekci, Türkiye’nin yıllık ihracatının 157 milyar dolar değil, 213 milyar dolar olduğunu belirterek, 43-44 milyar dolarlık hizmet ihracatı, 8 milyar dolarlık bavul ticareti, 10 milyar dolarlık serbest bölge ihracatı yapıldığını söyledi.

Türkiye’nin ithalatının da 253,5 milyar dolar olduğunu ifade eden Zeybekci, buna bakıldığında Türkiye ihracatının ithalatını karşılama oranının yüzde 84 olduğunu bildirdi.

Bakan Zeybekci, ithalatta gözetim fiyatları uygulandığına dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Yurt dışından ithalatçı beyan ediyor, ‘Bu 2 lira’ diyor. Ben ‘2 lira değil. Sen 4 lira üzerinden bunun KDV ve gümrük vergisini ödeyeceksin. Çünkü sen Türkiye’de düşük fiyat uyguluyor, haksız rekabet yaratıyorsun’ diyorum. Bu 6,4 milyar dolar, normalde Türkiye’den para transferinin olmadığı, teklif olarak fiyatı yukarı çektiğim ama ithalatın içinde görünen rakam. Bir de altın transferi var. İhracatın ithalatı karşılama oranı bunlarla yüzde 88’e geliyor. Hedefimiz yüzde 90-100. Anadolu Ajansı, insanların doğru ve sağlıklı bilgi edinmesi, bu bilgiyle doğru kanaate varması ve karar vermesi için son derece önemli. Onun için bunları anlatıyoruz.”

Türk lirası ile ticaretin arttığına dikkati çeken Zeybekci, “Yabancı parayla finansman ihtiyacı düşüyor. Dolayısıyla altın ve gözetim kenara konulduğunda benim 5,3 olarak görülen cari açığım aslında yüzde 4,2. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı manifestoda cari açıkla mücadelede çok önemli adımlar attık. Türkiye’nin ithalatıyla ilgili de lüks, gereksiz, ülkede üretilme imkanı olan ürünlerin ithalatının azaltılması, turizm gelirlerini artırma gibi konuların üzerine gideceğiz. Cari açık verilen alanlar belli. Enerji, petrokimya ve metalürjiden dolayı açık veriyoruz.” diye konuştu.

Bakan Zeybekci, yatırımcının önündeki en büyük engelin değişen faizler olduğunu, faiz desteğiyle cari açık verilen alanlarda Türkiye’de yatırım yaptırdıklarını anlattı.

“Cari açığı fırsat olarak görüyoruz”

Toplam 135 milyar liralık yatırım teşvik belgesi verildiğini ve bunun cari açığa olumlu katkısının yıllık 19 milyar dolar olduğunu belirten Zeybekçi, cari açıkla mücadele etmenin yöntemini bildiklerini ve gerekeni yaptıklarını söyledi.

Bakan Zeybekci, cari açığı aynı zamanda bir fırsat olarak da gördüklerini vurgulayarak, “Cari açık demek, kesintisiz öngörülebilir bir talep demektir. Bu talep, arz ve yatırım için çok önemli. Bizim, talep garanti şekilde orada dururken yapmamız gereken, bu talebi karşılayacak arzı üretmek. Bu kadar müşterisi hazır bir işe yatırımcı bularak üretim yapmak ve cari açığı kapatmak için mutlaka etkin adımlar atacağız.” ifadesini kullandı. Enflasyonla mücadelede zorlukların iyi tanımlanması gerektiğini dile getiren Zeybekci, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin yaş ortalaması 31,7. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu 49-50. Bizden daha yaşlılar. 31 yaşındaki bir insan ay sonunu zor getirir ama tüketime daha açıktır. 49 yaşındaki birisi ise parasını biriktirir. Türkiye’nin arz ve talebi yüksek. ‘Arzı aşağıya çekmek üzere tedbirler almak’ gibi bir yaklaşım içinde olmak, enflasyonla kalıcı mücadele şekli değildir. Enflasyonla mücadelenin yöntemi talebi daraltmak, piyasayı sıkılaştırmak ve soğutmak değildir. Enflasyonla mücadelenin kalıcı yöntemi derhal arzı, üretimi ve yatırımları artırmaktır.”

Bu yöntemle Türkiye’nin daha ileriye gideceğini ve büyüyeceğini vurgulayan Bakan Zeybekci, enflasyonla mücadele kapsamında birçok adım attıklarını ve atmaya devam edeceklerini bildirdi.

Zeybekci, enflasyon sepetini oluşturan en önemli kalemlerden birinin gıda olduğuna dikkati çekerek, “Gıda konusunda maalesef tarladan tüketime gelene kadar yüzde 40 civarında kayıp ve israf var. Bu çok rahat bir şekilde indirilir. İnşallah birkaç hafta içinde, önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu kararı çıkacak. Bu süreci tarladan ürünü toplamaya, tasnif etmeye, tasniften sonra ürünü soğuk hava deposunda depolamaya ve buradan tüketicinin ulaşabileceği son ayağa kadar yüksek teşvik sistemi kapsamına alıyoruz, tabii teknolojinin yerli olması şartıyla.” diye konuştu.

Bakan Zeybekci, seracılık ve tarımsal üretimle ilgili bazı alanları da Proje Bazlı Yatırım Teşvik Sistemi’ne aldıklarını, paketlenmiş et, süt ve türevlerine kadar yatırımlara da destek verdiklerini anlattı.

Enflasyon içinde kur etkisinin de olduğunu ve bunun çok net bir şekilde halledileceğini ifade eden Zeybekci, kur veya dövizle ilgili Türkiye’nin mükellefiyetini yerine getirmesine ilişkin hiçbir soru işaretinin olmadığını söyledi.

Share
510 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+8 = ?