logo

Tekrar denize dökülmek isteyen varsa seve seve dökeriz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,  iç ve dış meseleler ile gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

 

MHP Genel Başkanı  Devlet Bahçeli, “YPG, isim değiştiriyormuş, yeni adıyla ‘ Suriye Demokratik Güçleri’ olacakmış. İsmin ne önemi var, kaldı ki bu değişiklik malumun ilanı da değildir. İsim değişikliği, cinayet ve ihanetleri nasıl örtecektir. Terör her yerde, terörist her isim altında terörist ve şerefsizdir. Ha YPG ha SDG ha FETÖ ha  PKK, bunlar arasında en küçük eylem ve emel farklılığı yoktur.” dedi.

 

İsrail’in Harem-i Şerif’in tarihi ve manevi statüsüne pervasızca saldırdığını belirten Bahçeli, Harem-i Şerif’in girişlerine konulan dedektörlerin ve  İsrailgüvenlik güçlerinin Filistinlilere yaptığı zulümlerin, insanlığı ayaklar altına alan bir uygulama olduğunu söyledi.

 

Mescid-i Aksa’ya çıkan yollarda,  Kudüs’ün farklı noktalarında Filistinlilere ateş açıldığını, göz yaşartıcı gaz ile ses bombaları kullanılarak barbarca muameleler sergilendiğini dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:

 

” İsrail polisi 3 Filistinliyi şehit ederken, 200’den fazlasını yaralamıştır. Siyonizm, bir kez daha  Kudüs’te vahşi bir komplonun taraf ve hazırlayıcısı olmuştur. Bunu yaparken de yüce dinimizin kutsallarına hasar vermekten çekinmemiş, geri durmamıştır. Hiç kuşkusuz,  Kudüs’teki hak ihlalleri, zora ve zorbalığa dayanan ambargolar insanlığın ve inancımızın hiçbir değer ve mirasıyla izah ve ifade edilemeyecektir. Mescid-i Aksa’nın kısıtlamalara maruz kalması elbette  İsrail’in gerçek yüzünü, karanlık niyetini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Miraç mucizesinin manevi mekanına yönelik düşmanca muamele sadece Müslümanların değil, aslında tüm insanlığın nezdinde nefretle yankı bulmalıdır.”

 

” Arap Birliği nerededir?  İsrail’i niye kınamaktan acizdir?”

 

Bahçeli,  İsrail’in insan haklarını çiğnediğini ve bu konuda da sicilinin oldukça kabarık olduğunu ifade ederek, “Din ve vicdan hürriyetini baskı altına, hatta askıya almıştır.  İsrail’in yöntemi terörden farksızdır. Filistinli kardeşlerimizin varlık haklarına operasyonun uluslararası hukuka aykırı olması şöyle dursun, gayri meşrudur, gayri ahlakidir ve de insanlıkla ters düşmüştür.” dedi.

 

Harem-i Şerif’e karşı  İsrail’in acımasızlığı karşısında insanlığın aciz ve suskun kaldığına, çok sayıda İslam ülkesinin de dünyevi çıkarlar uğruna  İsrail’e tepki göstermediğine dikkat çeken Bahçeli, İslam aleminin dayanışma ve yardımlaşma duygusunun hasarlı olduğunu söyledi.

 

Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’nın İslam inancının üç büyük değeri olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

 

“Her biri eşsiz ve paha biçilmez manevi hazinedir. Bunların herhangi birisine karşı yapılacak saldırı aslında tüm Müslümanları hedef almış sayılmalıdır ve öyle de sayılacaktır. Ne var ki İslam alemi sığ gündemlerin kumandasında, gündelik heveslerin kuyruğundadır.  İsrail ile açık veya gizli ilişki içinde olanlar;  Batı Şeria,  Gazze,  Kudüs’teki travma ve tahammül edilemez tacizlere ilgisizdir. Bu ilgisizlik bir bakıma İslam ülkelerinin perişanlığının tescilidir. Bu ilgisizlik bir nevi siyasi hesaplaşmaların, çıkar kavgalarının mahsulüdür. Düşünebiliyor musunuz,  İsrailbüyük mescitlerimizden birisini ibadete kapatabilmektedir. Bu durum zaten hassas ve sürdürülmesi günden güne zorlaşan dengelere sahip olan bölgeyi bütünüyle ateşe verebilecek bir provokasyondur.  Arap Birliği nerededir?  İsrail’i niye kınamaktan acizdir?”

 

“Uluslararası toplum  Kudüs’teki suikastı durdurmalı”

 

Bahçeli,  Türkiye’nin  İsrail’in ihlallerine karşı doğru bir noktada durduğunu dile getirerek, “Harem-i Şerif tüm Müslümanların şeref nişanesi, kutsiyeti çok yüksek bir ibadethanesidir. Hiçbir hain emel Harem-i Şerif’i kirletemeyecektir. Hiçbir karanlık hedef Harem-i Şerif’in ruh ve manasını kıramayacaktır. Müslüman Türk milleti oynanan oyunların farkındadır.  Kudüs’te dini ve etnik temizlik yapmak için her köhnemiş ve karanlık yolu deneyen siyonizm zihniyeti muhakkak mahcup ve mağlup edilecektir. Filistinli kardeşlerimizin davaları bizim davamızdır. Mazlumların ahı yerde kalmayacaktır.” diye konuştu.

 

Bahçeli, şunları kaydetti:

 

“Kudüs’ü başkent yapmak, Filistinlilerin yerleşim yerlerini daraltmak gayesiyle kıyasıya ve kategorik bir çabanın içinde olan  İsrail yanlıştadır, utanç verici bir şekilde krize yatırım yapmaktadır. Harem-i Şerif hak ettiği seviyede olmadıkça, günahkarlar, insan ve inanç katilleri geri çekilmedikçe sükunet ve sağduyu mumla aranacaktır. Bu nedenle  İsrail musallat olduğu Harem-i Şerif’ten derhal elini çekmelidir. Kutsallarımıza hürmet etmeli, Filistinli kardeşlerimizin hayat ve varlık haklarını öğütmekten vazgeçmelidir. Uluslararası toplum  Kudüs’teki suikastı durdurmalı, daha büyük felaketlerin önüne geçmelidir.”

 

Bahçeli,  İstanbul veya bir başka yerde  Musevi vatandaşlara ait ibadet yerlerinin taciz ve tahrik edilmesini de doğru ve meşru görmediklerinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

 

“Nitekim  İsrail’i eleştirirken,  İsrail gibi olamayız, bu duruma düşemeyiz. Şiddete şiddetle, yanlışa yanlışla karşılık veremeyiz.  İsrail barbarlığına aynı şekilde cevap üretemeyiz.  Türkiye’deki sinagoglara yapılacak en ufak saldırı elimizi zayıflatmakla kalmayacak, din ve vicdan hürriyetine darbe olacaktır. Bunu da doğru göremeyiz. Bu yüzden son günlerde medyaya yansıyan bazı müessif hadiseleri endişeyle izlediğimizi özellikle belirtmek isterim.  Musevivatandaşlarımızın dini tercih ve inanç haklarına gelebilecek zayiat bilinsin ki  Türkiye’ye yakışmayacak, Türk milletiyle bağdaşmayacak bir çirkinliktir ki buna da asla onay veremeyiz.”

 

“Hero tişörtü giyen namertler kazanamayacaktır”

 

Bahçeli,  Türkiye’nin çok cepheden önünün kesilmek, iradesine ipotek konulmak istendiğini belirterek, ülkenin bekasına yan bakan, diş bileyen, varlığını dinamitlemek isteyen her türlü çevre, oluşum, grup, örgüt ve yapıyla korkusuzca ve kıran kırana mücadele halinde olunduğunu söyledi.

 

İç ve dış mihrakların  Türkiye’ye boyun eğdirmek için son kozlarını oynadığının altını çizen Bahçeli, şunları kaydetti:

 

“Milli mukavemeti kırmak, milli birlik ruhunu yıkmak isteyen iç ve dış güçler kanlı kalemle yazılan hıyanet senaryosunu sahnelemek için gemi azıya almışlardır. Bunlara rağmen, 16 Haziran 2017’de, görev yeri  Şanlıurfa’dan memleketi  Gümüşhane’ye dönerken Tunceli-Pülümür karayolunda yolu kesilip alı konulan, daha sonra da şehit edilip dereye atılan öğretmenimiz 23 yaşındaki Necmettin Yılmaz’ın katilleriyle, 15 Temmuz gecesi Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığını havadan bombalayıp 53 kahramanımızın şehadetine neden olan canilerle, yine aynı gece  Ankara’da Özel Kuvvetler Komutanlığında ihanete kurşun sıkan Astsubay Ömer Halisdemir’i ve toplamda 250 vatan evladını şehit eden teröristler ve onların yardakçılarıyla çok çetin bir mücadele sürdürülmektedir. Bir öğretmenimiz toprağa düşse de çok şükür bini arkadan gelmektedir. Bir mehmedimiz, bir polisimiz şehadet şerbetinden içse de onların yüzünü kara çıkarmayacak, azim ve kararlılıklarını yere düşürmeyecek inanmış ve kahraman yürekler kafilerle haçlı bakiyelerinin üzerine gitmektedir. Türk milleti zalimlere aldanmayacak, bunlar karşısında diz çökmeyecektir. Hero tişörtü giyen namertler kazanamayacaktır.”

 

“O ülkeler düşmanlığa hizmetten başka bir şey yapmamaktadır”

 

Bahçeli, Türklük ile uğraşan ve Türk milletine tezgah kuranların eninde sonunda kaybetmeye mahkum olacağını ifade etti.

 

Terör örgütlerinin arkalarındaki destekçileriyle asırlık plan ve hesapları kullanarak  Türkiye’nin başına çorap örmeye ve bağımsızlığını sabote etmeye çalıştığını vurgulayan Bahçeli, şunları söyledi:

 

“Bakınız, YPG isim değiştiriyormuş. Yeni adıyla  Suriye Demokratik Güçleri olacakmış. İsmin ne önemi vardır? Kaldı ki bu değişiklik malumun ilanı değil midir? İsim değişikliği cinayet ve ihanetleri nasıl örtecektir? Terör her yerde, terörist her isim altında terörist ve şerefsizdir. Ha YPG, ha SDG; ha FETÖ, ha  PKK; bunlar arasında en ufak fark, en küçük eylem ve emel farklılığı yoktur.  ABD’nin YPG’ye, yani  PKK’ya vermiş olduğu silah ve mühimmat desteği artık milli güvenlik sorunu haline dönüşmüş,  Türkiye’ye alenen husumet olduğu anlaşılmıştır. Milli Güvenlik Kurulunun 17 Temmuz 2017 tarihli toplantısı bu sarih ve sıcak gerçeği teyit etmiş, karşımızdaki vahim sorunun tekraren altını çizmiştir.”

 

Terör örgütlerine karşı çifte standartlı bakışın yalnızca  Türkiye’nin değil, bölgesel ve küresel huzurun da aleyhine olduğu tespitinde bulunan Bahçeli, “Terörizmle mücadelede ortak bir anlayış ve hedef birliği sağlanmadan ne uluslararası hukuktan, ne müttefiklikten, ne de insan haklarından bahsetmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Yanıbaşımızda kurulmak istenen terör devletine harç taşıyan, temel kazan ülkeler bırakınız dost olmayı, düşmanlığa hizmetten başka bir şey yapmamaktadır.” dedi.

 

“Almanya’nın ekonomik gücü varsa Türk milletinin çelikten bileği var”

 

Almanya ile  Türkiye arasında son günlerde yaşanan gerileme de değinen Bahçeli, aktivistliğin, ajanların yeni maskesi olduğunu söyledi.

 

Aktivistlerin sürekli  Türkiye aleyhine olan fiillerin merkezinde yer aldığına dikkat çeken Bahçeli, şu soruları yöneltti:

 

“15 Temmuz gecesi aynı yerde buluşup FETÖ kalkışmasının başarıya ulaşmasıyla ilgili planlar yapan casuslardan sonra, şu an tutuklu olan aktivistler bu kez neyin peşine düşmüşlerdir?  Türkiye yol geçen hanı mıdır? Bu artist ve aktivist makyajlı işbirlikçiler neye ve kimlere hizmetle görevlidirler? Şayet bu şahısların yargı sürecinden sonra herhangi bir suçları olmadığı tespit edilirse söylenecek bir şey zaten yoktur. Şayet varsa hiç kimsenin, bilhassa  Almanya’nın söz söylemeye yüzü katiyen olmayacaktır.  Almanya niye bu kadar asabidir? Niye bu denli korku içindedir? Hangi ilişki ağlarının açığa çıkmasından endişe duymaktadır? Madem kendi vatandaşının tutuklanmasından rahatsızdır, o halde, bizim ülke olarak iadesini istediğimiz hainleri, suçluları niye korumaya alacak kadar pişkindir?  Türkiye’nin rahatsızlığı niye dikkat ve ciddiye alınmamaktadır?”

 

Yaşanan gelişmeler üzerine  Almanya Dışişleri Bakanının rencide edici, incitici ve kırıcı açıklamalarda bulunduğunu dile getiren Bahçeli, “Söz konusu bakan, tutuklanan Alman vatandaşının  Türkiye uzmanı olmadığını, hiç kimseyle bağlantısının bulunmadığını söyleyerek ‘ Türkiye’ye çok sabır gösterdik.’ diyecek kadar ileri gitmiş, boyunu aşan laflar etmiştir. Alman yatırımlarının engellenmesiyle ilgili beyanat vermiştir. Bu bakan sabır göstermese ne olacak, kaç yazacaktır?” dedi.

 

Almanya’nın bugüne kadar terör örgütlerine kucak açtığını, Türk ve  Türkiyedüşmanlarına kol kanat gerdiğine değinen Bahçeli, şöyle devam etti:

 

” Almanya şunu unutmasın ki  Türkiye köle değildir, icazetli değildir, tutsak hiç değildir. 16 Nisan halk oylamasında yapılan anayasa değişikliklerini hala kabullenemeyen, sürekli olarak ayağımıza pranga vurmak için çırpınan  Almanya’nın politikaları yapıcı, tutarlı ve dostane değildir.  Almanya’nın  Türkiye’ye aba altından sopa göstermesi, elindeki farklı enstrümanlarla tehdit vari dile sapması hiçbir değerle örtüşmeyecektir.  Almanya sözde aktivistleri bıraksın, ülkesindeki FETÖ’cü hainleri ve  Türkiye’ye kast etmiş diğer teröristleri ön şartsız teslim etsin. Fazla laf gaf olacak, her gaf bir pot kıracaktır.  Almanya’nın ekonomik gücü ve  AB’deki nüfuzu varsa Türk milletinin çelikten bileği, yenilmez imanı ve haysiyeti vardır.”

 

“Tekrar denize dökülmek isteyen varsa seve seve dökeriz”

 

Dün  Lozan Antlaşması’nın 94. yıl dönümünü olduğunu anımsatan Bahçeli, ” Lozan  Türkiye’nin bağımsızlık senedi, milli mücadeleyi uluslararası alanda taçlandıran siyasi ve diplomasi zaferidir.  Lozan’da Sevr yırtılmış, emperyalizm bu defa da masada püskürtülmüştür.  Lozan,  Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki temeli, varlığının tescili, egemenliğinin pekiştirilmesidir.  Lozan Antlaşması  Türkiye Cumhuriyeti demektir.” ifadelerini kullandı.

 

Lozan’ın yıl dönümüne tesadüf eden bir zaman diliminde  Yunanistan Cumhurbaşkanının,  Aydın’ın dibindeki Bulamaç ve Eşek Adaları ile  İzmir’in yanı başındaki Koyun Adası’nı ziyaret etmesinin açık bir kışkırtma olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:

 

” Yunanistan devlet ricalinin gövde gösterisi yapar gibi adalara çıkması karşılıksız bırakılmamalı,  Ege’nin istilasına asla müsamaha gösterilmemelidir. Bugün Bulamaç Adası’na gelenler, yarın ilk fırsatta  Aydın’a gelecekler; bugün Koyun Adası’na çıkanlar, ilk fırsatta  İzmir’e demir atmanın arayışında olacaklardır.  Yunanistan’ın komşuluk hukukuna uymayan tavrını kınıyor, işgal ettiği adalardan derhal çekilmelerini bekliyorum. Sabrımızı sınamasınlar, olgunluğumuzu, vakarımızı yanlışa yormasınlar. Tekrar denize dökülmek isteyen varsa seve seve döker, canı kovalanmak isteyen varsa kaçtıkları yere kadar kovalarız. Onun bunun gözüne girmek, beğenisini almak amacıyla tarihi tez ve haklarımızı pazarlık konusu asla yapmaz; vatan, millet ve devletimizin kutlu emanetlerinden can pahasına da olsa taviz vermeyiz.  Lozan Antlaşması’nın 94. yıl dönümünde Gazi  Mustafa Kemal Atatürk’ü, her biri yiğitlik simgesi silah ve ülkü arkadaşlarını rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum.”

 

“Kasım ayına kadar da sabırla takip ederiz”

 

Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bahçeli, bir basın mensubunun  CHP’nin TBMM İçtüzüğü’nün değiştirilmesiyle ilgili  MHP’ye yönelik eleştirilerini anımsatması üzerine “Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu söylemlerinin ciddiye alınacak hiçbir yönü yoktur. Mecliste de olsa, sokakta da olsa, İstanbul-Ankara seferinde de olsa ciddiye alınacak bir tarafı bulunmamaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

 

YPG’ye silah desteği veren  ABD’nin,  Türkiye’nin  Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alacak olmasını eleştirmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Bahçeli, şunları söyledi:

 

“YPG’ye silah yardımında bulunan bir ülkeye  Türkiye bağımlı kalamaz. Alternatif olması gerekir. O alternatif de şu anda  Rusya’daki S-400’lerdir. Onun için endişe edilecek bir konu yoktur.  Türkiye bağımsızdır, hürdür. Kendi aklı ile ülkeyi yönetecek bilgi ve birikime sahip bir ülkedir.”

 

Bahçeli,  HDP’nin sokak eylemleri düzenleme kararı almasıyla ilgili bir değerlendirmesinin olup olmadığı sorusuna, ” HDP sokaktan başka yerde ne zaman bulunmuştur ki şimdi sokağa iniyor?” yanıtını verdi.

 

MHP’den ayrılan bazı isimlerin parti kurma girişimlerine ilişkin bir soru üzerine Bahçeli, “Bizde sabır çok. Tarla kongresine kadar sabırla takip ettik. Kasım ayına kadar da sabırla takip ederiz. Allah hayırlı uğurlu etsin.” dedi.

 

Bahçeli, bir soru üzerine, geçen hafta sosyal medyada ilgi uyandıran kıyafetleriyle ilgili de “Kıyafete önem veren bir kişiyiz. Değerli bir bilim insanının ‘Bir topluma kıyafetinizle giriniz, şahsiyetinizle çıkınız’ diye çok güzel bir sözü var.” ifadelerini kullandı.

Share
378 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?